6 mart cuma 18:00
yeni mekanımızda alsancakta:
şehitler cad. no:12
alsancak stadı yanı
d.e.ü. eski mimarlık fakültesi
defot
yeniden iğne deli(li)ği dedik…
bu sefer hedef net wppd büyük üstadın yolundan penguenler geliyor…
pekala neler yapacağız, yeni makinalar, yeni baskılar, dışarda bir iğne deli(li)ği odası, teknik ve mühendislik destek,
“kutunu alda git! ”
daha önceleri bir çok defa denediğimiz canımız atelyemiz “camera obscura” günlerine tekrar başladık her pazar yeni makinalar tasarlayarak devam edeceğiz…
penguenler için direk set up olarak designer programını burdan veriyoruz…
bu hafta hayır işi ve çırpma işlerini tamamlayamadığımız için atelye pazar günü başlayabilmiştir. bu yoğun dönemde bizleri yalnız bırakmayan müdavimlerimize…onlar anlar…
Her cumartesi saat 12′de DEFOT’ta Özportre
Özportre nedir öz portrenin bir kuralı ya da kurallar dizisi var mı?. Şöyle olursa öz portre olur, böyle olursa olmaz demek mümkün mü?. Kişinin kendini ifade etmesi için, yaşadığı herhangi bir an dilimini fotografla donduruyor olması da öz portre midir?
“Portre çekimi yapan fotografçı, kaçınılmaz olarak sonunda en iddialı konuya, “kendine” dönecektir. Bunun için de tüm portrelerde yaptığı gibi konunun karakterini (yani kendi karakterini) göz önüne almak zorundadır. Asıl sorun burada başlamaktadır işte. Fotografçı kendi kişiliğini nasıl görmektedir? Olmasını istediği gibi mi, yoksa o hep oynadığı yaşam oyunundaki gibi mi? Kendini sıradan bir tembel olarak, evinin efendisi veya zavallı biri olarak görebilir. Ama çektiği görüntü, kendi kişilik ve fizik özelliklerinin yanısıra biraz da fotograf tarzının bir yansıması olacaktır.
Sıradan bir portre fotografının çok ötesinde bir şeydir öz portre.. “Ben güzelim.. Ben akıllıyım.. Ben yakışıklıyım.. Benim kafam karışık..” gibi pek çok şeyi söyler.. Bazen herhangi bir şey söyleme ihtiyacı bile duymaz.. Kimi zaman da fotografçı, aynanın karşısında makinesı elinde, kaba bir saptama içindeymiş gibi kaydeder kendini.. O an, orada belki onlarca kare fotografını çekmiştir kendinin.. Peki hangisini kullanacak ?.. İşte seçim zamanı.. “Ben buyum” demenin, “Sen busun” demekten daha zor olduğu çıkacak ortaya.. Kendini başkalarının çektiği fotograflarda zorlukla beğenirken, kendi kendini çektiği fotograflardan birine razı olmak zorunda kalacak fotografçı.. Başkarını röntgenlediği gözle bakamayacak bu kez kendine. Çünkü “av” da, “avcı” da yine kendisi olacak. Silahı kendine doğrultup intihar etmek gibi bir eylem bu..
Susan sontag, fotografı “Çağdaş bir röntgencilik” olarak tanımlıyor. Bu tanımdan yola çıkarak öz portreye baktığımızda, kendini görüntüleyen insanın kendi yabancılığını/yabanıllığını göstermek arzusu içinde olduğunu düşünebiliriz. Ya da kendi ölümsüzlüğünün sınırlarını kendisinin çizdiğini…
İlk çalışmamız sizin en iyi tanıdığınız arkadaş olacak. Sadece bir arkadaşınızı izleyip onu fotoğraflamanızı isitiyoruz. En az bir makara film olmak şartıyla katılmak isteyen herkes haftaya cumartesiye kadar bu çalışmayı yapıp getirirlerse atelyenin devam eden kısmında daha etkin rol oynayabilirler.
atelye çalışmasına gelememiş arkadaşlar ise ellerinde makineleri varsa onlarda arkadaşlarını fotoğraflayıp getirirlerse iyi olur.Daha hiç gelmemiş olanınız varsa ki varmış bunu gördük
ozaman cumartesi yine bekleriz. kafanıza takılan birşey varsa guraynet@hebele.org mail adresim oradanda ulaşabilirsiniz.
kolay gelsin defotum.
Son olarak karanlık oda için beni gökhanı veya kimi denk getirirseniz arayabilirsiniz. gökhanla benim numaralarım
1 Gökhan Karahanlı 05547367205
2 Güray Özen 05542523505
Defot 2008 | Bu sitede yer alan hiç bir fotoğraf izinsiz olarak, kaynak gösterilse dahi kullanılamaz. Sitedeki ders notları kişisel kullanım içindir, izinsiz olarak ücretli veya ücretsiz hiç bir şekilde yayınlanamaz, paylaşılamaz. Yazıları ise kim başka bir yerde yayınlasın değil mi? Bizi anlatıyor onlar. Blog sitesinin altyapısında WordPress kullanılırken üzerinde oynadığımız temanın orijinali Aeros adlı bir temadır.